Hikayemiz

Şirketimizin tarihçesini ve girişimcilik öykümüzü direkt olarak CEO'muzun anlatımıyla samimi bir şekilde sizlere sunuyoruz.

İşte Benim Hikayem

1968’de İzmir’de doğdum, babam güzel bir iç ege kasabasından hayata atılan okumuş mütevazi bir memurdu, bu sayede tayinlerle pek çok şehir gezdik. Annem ise kendisini mükemmel yetiştirmiş, girişimci, tuttuğunu koparan bilgili, görgülü ve çok sosyal bir kadındı. Sevgisi inanılmazdı, şimdi kendime ve geçmişime baktığımda büyürken kendime annemi rol model aldığımı fark ediyorum. Benden 3 yaş küçük kız kardeşimle kavga dövüş güle eğlene büyüdük. Sokak çocuğu olarak inanılmaz özgür yetiştim, yaratıcıydım ve çocukluktan itibaren ideallerim vardı. Bilgiye, araştırmaya olan merakım çok fazlaydı.  

Çocukluğum İstanbul’da, gençliğim Ege ve İzmir’de geçti. Eskişehir Orhan Gazi Üniversitesi Elek.-Elektronik Mühendisliğine 1985’de girdim, diplomamı halen alamadım. Askerlikten kaçalım derken okulu bitirme işi kaldı. Ama sakın bunu yapmayın, çünkü benim gibi deli fişek bir girişimci olarak başarılı olsanız bile diploma gerekiyormuş. Üniversitelerde şu anda ders veremiyorum, gelen teklifleri bu engel yüzünden değerlendiremiyorum. Üniversite zamanındaki yaz dönemleri çalışma deneyimlerini saymazsak, 1990’dan beri iş yaşamındayım, dile kolay neredeyse 30 yıl. 5’den fazla şirket kurdum, aralarda battım, çıktım. Boşluklarda profesyonel yaşama geçtim, toparlandım ve sönmeyen girişimcilik ateşiyle tekrar döndüm.

İlk ders: Vazgeçmek yok!

İLKELERİM; SEVGİ, ÇALIŞMA VE BİLGİ!

Sürüm 1.0

CD-Rom Data

Başarılı bir profesyonel yaşamı bırakarak sonuca ulaştığım ilk girişimciliğim 1992’de Türkiye’nin ilk kağıtsız dergisi CD-Rom Data‘yı çıkarak başladı. İnançlı ve tutkulu çılgın bir ekiple 10 yıl boyunca başarıyla yayınladık. Medya devlerinin tekliflerini reddettik, gençlik ateşiyle hepsine kafa tuttuk, karşımıza rakipler çıkardılar ama başarılı olamadılar. Sonra işin peşini bıraktılar. CD yayıncılığı dönemini başlattık, eğitim CD’lerini yaygınlaştırdık. Türkiye’nin ilk PC oyunu Galata‘yı yaptık. Yine Türkiye’nin ilk etkileşimli eğitim CD’siOffice 97 Öğreniyorum” u yayınladık.

Önceleri satamadık, çünkü o dönemde korsan tezgahları inanılmaz popüler. Tezgahları gezdik, bizim ürünleri satmamaları için ikna etmeye çalıştık, ama baktık olmuyor yenildik. Vazgeçmedik ve sonrasında farklı iş modelleriyle 2 milyondan fazla eğitim CD’si sattık. Gazete bayilerini kullandık, ilaç firmalarına promosyon olarak verdik. Eğitim CD’lerimizin erişmediği doktor kalmadı. O zamanlar ilaç şirketlerinin promosyon devriydi. Çok büyüyelim derken Almanya’ya ihracat yaptık. İlk güzel satış ve tahsilat sonrası 3. ürüne acele ettik, bir de paramızı alamadık ve ne yazık ki hüsranla sonuçlandı.

Ders: Tamam vazgeçmek yok ama biraz temkinli olmalısın!

Almanya'da Dergi Raflarındayız
Galata videosunun altındaki yorumlara mutlaka göz atın!

Paraliz

Türkiye’nin ilk kişisel para planlaması yazılımı Paraliz‘i yaptık, 5 TL gibi çılgın bir fiyatla piyasaya çıkardık, 300 binden fazla sattık (zengin olamadık çünkü gelirin yarısı bayilere gidiyordu, şimdi yıllar sonra online sürümünü yapabildik, ama henüz pazarlamaya zaman bulamadık; www.paraliz.online).

1995’te çevirisini yaparak ülkemize sattığımız Office eğitimlerini, 2010’da biz sıfırdan üretip 3 dilde Dünyaya sattık, güzel de kazandık, iyi de yaşadık, Microsoft’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. O zamanlar idolüm Bill Gates’di, sonra kimin olduğu malum :). Onun stratejileri ve düşüncelerini çok uyguladım. 

İşler iyi giderken Dünya’da Microsoft imzalı ilk yazılım ürününü çıkardık. “Microsoft PrOfficeyonel Takvim” 500 binden fazla kişiye ulaştı. Mucize gibi bir şeydi, Türkiye’nin Bill Gates’i bile dediler, medya böyle şeyleri pek sever.

  • Ders: Gaza gelme, şımarma, ne oldum deme, yola devam et.
Sürüm 2.0

Infinity Teknoloji

İnternet hızlanıp ucuzlayınca CD-DVD devri kapanmaya başladı. Download çılgınlığı başladı, herkes her şeyi internetten buluyordu. Yayıncılıktan çıktık ve kurumsal e-öğrenme işine odaklandık (elearning deniyor). Asında eğitim CD’lerinde yaptığımız işi internete taşıdık. Hiç rekabet etmemiştik, hep yaratıcı, niş ve tek kalmaya alışıktık. Pazar da yalnızca hakim tek bir şirket vardı ve onunla zorlu bir rekabete girdik.

Reklam ajansı yaklaşımıyla e-eğitim içeriklerini kreatif, oyunlu, eğlenceli bir hale getirdik. Bu yeniliği hızlı ve ekonomik bir şekilde gerçekleştirdik, hızımız efsane oldu. Yeni kavramlar oluşturduk, standartları yeniden belirledik. Şirketimiz 1 numara oldu, 120 çalışana çıktık. Kurduğumuz platformlar kurumlar içerisinde marka haline geldi. Pazarlama ve eğitim bilgisi birleşince ortaya gerçekten güzel şeyler çıkıyor. Viral sunumlarımız “Susuzluk” ve “Stres” milyonlarca kişiye ulaştı, seminerlerde kullanıldı. Capital ve Ekonomist; Anadolu Markaları hizmet kategorisinde üçüncü olduk.

Derken, bu kadar büyük bir yapıdayken, para kazanamaz hale geldik, bana hayat da kalmamıştı, ama vazgeçemezdim. Kendi felsefemle bir sevgi şirketi kurmuştum. Öyle sanıyordum. Stres ve yoğunluk beni hırpalamaya başladı, yaratıcılığa da zaman kalmıyordu. Art arda darbeler gelmeye başladı. Önce şirket içerisinden müşterileri ve işleri çalan bir ekip ortaya çıktı. Ama bu bizim işlerde meğer doğalmış, benim ilk kez başıma gelmişti, insan güvendiği kişilerden bunu beklemiyor, ama patron olmak bolca ihanete alışmak demek. Çok proje çaldırdım, bir sürü müşteri kaptırdım.

Ders: İşte fazla sevgi iyi bir şey değilmiş.

Ardından sahte senetlerle hakkımda açılan bir dava ortaya çıktı. Avukatlarım meyve veren ağaç taşlanır, bu hep böyle olur demişti. Neyse ki finansal açıdan çok güçlüydük. Darbeleri atlattık, ama bunu yaparken bir miktar itibar kaybına da uğradık.

Şirketi küçülttük, aslında verimli hale getirdik demek daha doğru. Az ve öz kişiyle değer katan işler yapmanın yollarını bulduk ve yine başardık. 120 kişilik büyük bir yapıdan, 30 kişilik verimli küçük bir Teknopark şirketine dönüştük. Küçülmenin maliyet tasarrufu getirdiğini düşünebilirsiniz, ama öyle değil, bunun çok ciddi bir maliyeti var, bunu da yaşayarak öğrenmiş olduk. Sonra bahar temizliği bitti, azcık aşımız ama kaygısız başımız olsun felsefesine geçtik. Bu arada zarar edilen büyük müşterilerden ayrılmak hiç kolay değil, aynen boşanma gibi. Verimsiz çalışanlar ve müşterilerden ayrılırken itibar kayıplarınız oluyor. Bir de rakip bu durumu fırsat olarak kullanıyor ve çok güzel karalama kampanyaları yapıyor.   

Ders: Düşebilirsin, ama her zaman kalkmayı başaracaksın.

Ders almanın sonu yok!

Ben o kadar büyük bir yapıyı yönetememiştim, çünkü iyi bir insandım, vahşi bir kapitalist iş adamı olamadım. Bunu çok sevdiğim Beko emekli genel müdürü Muvaffak Abi söylemişti, hatam buydu. Ayrıca bazı sıkıntılı özel zamanlar hariç özel yaşamıma da çok zaman ayırdım. Hiç bir zaman hafta sonları çalışmadım, Vehbi Beyin biyografisini okuyunca ben böyle olamam demiştim, çocuklarımın çocukluğunu yaşadım, bu mutluluğu ve keyfi kaçırmadım.

Kendimi geliştirme süreci içinde bir kitap yazdım, blog yayıncılığına başladım. Yılda ortalama 100 binden fazla ziyaretçi yazılarımı okuyor. Sunduklarınızın sonuçlarını ölçebilmek ve geri bildirim alabilmek çok keyifli. İkinci kitabım İş’te Sevgi‘yi 200 adet promosyon amaçlı müşterilere yıl başı hediyesi olarak dağıtmıştık, sonra gelen isteklerle 2.000’den fazla bastık.

İlişkilerden ve evlilikten çok çektim, bu konuda herkesi bilinçlendirmek amacıyla bir eğitim portali www.asklayasa.com u yaptım. Şimdi oradaki içerikleri www.hizliegitim.com da bulabilirsiniz, İlişkiler diye güzel bir kategori var. Eş seçimi bence Dünya’nın en önemli işi. Şimdi merak ediyorsanız evli mutlu ve bol da çocukluyum :). 

Artık düzen, sistem, işler oturdu, yoluna girdi, dışarıdan destek olanlarla birlikte 30’a yakın güzel çalışan, mutlu müşteriler, en önemlisi de ben; mutlu patron, yorulmadan ve yaratıcı çalışabilen.

Ne öğrendim?

En büyük yanlışım; odaklanma.
En büyük doğrum; işime olan tutkum.
En önemli gücüm; kendime has liderliğim ve aklımı kullanabilme gücüm (zeka). 
En büyük meydan okumam; korkularıma rağmen yürüyebilmek, düşmelere rağmen vazgeçmeden kalkabilmek.  

Networking önemli, ama ben iş yemeklerinde, sosyal kulüplerde, derneklerde hiç faaliyet gösteremedim, hiç bir yere üye olmadım. Aksi halde çocuklarımın büyümesini kaçıracaktım. İşte bu yüzden de asosyal pazarlamada çok başarılı oldum, yani sosyal medyada.

Şimdi gelelim projelere!

Ayda ortalama irili ufaklı 10’dan fazla proje yönetiyorum. Yeniler ekleniyor, eskiler gelişmeye devam ediyor. Ama kesin olan sonuç; işler giderek artıyor. Yönettiğim organizasyonu taşıyan geminin direkleri rüzgardan bazen çatırdıyor. O kadar hızlı gidiyoruz ki size anlatamam.

En önemli proje felsefem; asla modellemeden iş yapmam, önce modeli tasarlarım, hedefleri belirlerim. Sonra da kervan yolda düzelir der yola çıkarım. Süreçleri doğal bir akışla yönetirim. Karar vermek için çok düşünmem, çünkü çok fazla düşünmek bence yanlış karar almanıza neden olur. Sizce bir kırkayak yola hangi adımıyla başlayacağını düşünür mü? Düşünürse ne olur lütfen bir hayal edin. Adımlarından birisini bile karıştıramaz. 

Bu yüzden kaliteli, ama süreçlere uymadığımız aşırı pratik bir iş yapma şeklimiz vardır. Eğer bir iş fikrim varsa, bunun için mutlaka inovasyon partneri bir müşteri bulurum.

Artık Cloud’a geçtik, en stratejik ürünümüzü Cloud’laştırdık. Kurumsal müşterilerimize istedikleri modüllerle 1 günde eğitim portali açıyoruz. Üstelik Cloud olmasına rağmen özelleştirme de yapabiliyoruz. Bu çözüm iş hayatımın dönüm noktası oldu; www.infinitycloudlms.com .

Bir teknoloji şirketi yönetince, kendi sisteminizi yapmak istiyorsunuz; 5’e yakın proje yönetim sistemi yaptım. Hepsi çöpe gitti. En sonunda proje ve kişileri yönetmek üzere etkili ve verimli araçlar keşfettim, iş yaşamıma geçirmek için mücadele ettim. Ve bu araçlar iş ve proje hayatımı değiştirdi.

Girişimcinin motivasyonu kendini gerçekleştirmektir. Bunu iyi yaptığınızda kazanç doğal olarak gelir. Beni neyin başarılı ve mutlu kıldığını bilmiyorum! Ama neyin bozduğunu çok iyi biliyorum; yalnızca aptallık.  

“Via Negativa” (Eski yunan, Roma ve Ortaçağ düşünürlerinin yöntemi ve buna verdikleri isim).

Warren Buffet: İş hayatında zor sorunları çözmeyi öğrenmedik. Öğrendiğimiz, onlardan kaçınmaktı! demiş. Yöntem çok basit; özel ve iş hayatımızda hatalardan kaçınmak, daha az aptal davranmak. Çünkü daha iyiye giden en basit yol bu.

Airstoteles; Bilgelerin hedefi mutluluğa ulaşmak değildir, mutsuzluktan kaçınmaktır! O kadar çok aptallık yapıyoruz ki! demiş. 

Oturun, sizde benim gibi geçmişinizi daha zamanınız varken değerlendirin. Yaptığınız aptallıkları değerlendirin. Bakın hata demiyorum, aptallık diyorum, hata yapar bunlardan öğreniriz bu ayrı bir kavram. Ama aptallık bambaşka bir kavram. Aptallık; ortaya çıkan olumsuz sonucun nedeni olduğunun farkına varamamaktır. Hatta uzun süre başka yerlerde arayıp bulamamak, başının dikine gidip de kalıpların dışına çıkamamak sonucu karanlıktan başka bir şey görememektir. İnsanlık tarihine baktığımızda bunu net olarak görebiliriz.

Gelin sizde benim iş öykümden esinlenin, aptallıklardan uzak durun. Hayat sadece kendi deneyimlerinizle öğrenebileceğiniz kadar uzun değil. 

Artık bilgeler grubuna katılıp katılmamak sizin elinizde.

Via Negativa…

    Size nasıl yardımcı olabiliriz? Değer yaratan çözümlerimizle tanışmak isterseniz, Türkiye'nin en yenilikçi e-öğrenme ve portal yazılım teknolojileri olan şirketimize kolayca erişebilirsiniz.

    ADRESİMİZ

    YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ İKİTELLİ TEKNOPARK NO: 1/208 İKİTELLİ, BAŞAKŞEHİR, İSTANBUL

    TEL

    +90 212 274 2855

    E-POSTA

    info@infinityteknoloji.com